Filmli Fotoğraf Makinesi Alırken Nelere Dikkat Etmeliyim?

Analog Fotoğraf Makinesi Alırken Nelere Dikkat Etmeliyim?

Bir çok forumda veya blogda filmli fotoğraf makinesi alırken önemsemeniz gereken noktalar hakkında pek çok yazı yazılmış. Bu yazının diğerlerine ek olarak yapacağı, analog makinelerin için temelden hareketle bir çıkış ve böylece varsa oturmayan taşları yerine oturtmak olacak.

Filmli fotoğraf makineleri ile bugün kullanımda olan DSLR fotoğraf makineleri arasında çalışma prensibi açısından neredeyse hiç bir fark yoktur. Fotoğraf, ışığın algılayıcıya ulaşması sonucunda doğar.  Analog makinelerde dijital algılayıcıların yerini ise filmler alır. DSLR gövde satın alırken ince elenip sık dokunması temelde dijital algılayıcı çeşitlerinin farklılık arz etmesinden kaynaklanıyor. Çünkü aslında fotoğrafı çeken gövdenin diğer parçaları değil, bu algılayıcıdır. Diğer aksamlar fotoğrafı oluşturmak için yardımcı konumundadırlar.

Filmli fotoğraf makineleri bu bakımdan DSLR'ler ile farklılık gösterir. Siz, analog bir gövde satın aldığınızda içinde algılayıcı bulunmayan (bu algılayıcı filmdir) yalnızca ışığın filme nasıl düşeceğini belirleyen bir yardımcı mekanizma satın alırsınız. İşte bu mekanizma ile DSLR fotoğraf makinelerindeki mekanizma birebir aynı çalışmaktadır. Dolayısıyla analog fotoğraf makinesi alırken dikkat etmeniz gereken şey, bu mekanizmanın özellikleridir.

Bahsettiğimiz mekanizmaya neler dahildir? Gövde kalitesi burada önemli bir faktör. Genellikle metal kasalarla karşılaşıyor olsak da plastik kasalı fotoğraf makinelerinin hiç de az olmadığını biliyoruz. Metal kasa dayanıklılığı artırırken ağırlığı da artırmaktadır. Plastik kasalı fotoğraf makineleri darbeye karşı daha hassastır ancak taşıma kolaylığı sunarlar. Tüm bunların dışında fotoğraf makinesinin ince ince dokunmuş mekanik ve varsa çok hassas olan dijital aksamının darbeye dayanıklılığı da tercihlerimizi belirlerken düşünmemiz gereken noktalardandır. Ne yazık ki şu marka iyidir, bu model kötüdür diyemiyorum. Bunun için o makineyi uzun süre kullanmış ve dayanıklılığını test etmiş olmam gerekir. Dayanıklılık bilgisine forumları araştırarak veya o makineyi kullananlardan bilgi alarak, ürünü satın aldığınız dükkan sahibine sorarak (dükkan sahibiyse) ulaşabilirsiniz.

Enstantane ismini verdiğimiz, fotoğrafın pozlanma süresini belirleyen örtücü perdenin kalitesi ve hızı da bir belirleyicidir. Bazı fotoğraf makineleri 1/500 sn hızda fotoğraf çekebilirken bazı makineler 1/2000 hızına çıkabilmektedir. DSLR fotoğraf makinelerinde bu hız 1/4000 ve 1/8000 arasında değişmektedir. Aynı zamanda perdenin metal aksamdan üretilenleri, kumaşa benzer bir yapıdan (belki de kumaştan) üretilenleri de bulunmaktadır. Kumaş yapılar kullanıcı hatası olmadığında, eğer kaliteli bir dokuda ise daha uzun ömürlü olmaktadır diyebiliriz çünkü metal aksamlılar her açılış ve kapanışta sertliklerinden kaynaklanan kendi kendine yıpranma durumunu oluşturabilirler. Yine de her ikisinin birbirinden daha sağlam olduğu yönünde görüşler sürekli dile getirilmektedir. Burada önemli olan, perdenin ışık geçirip geçirmediğidir. Arka kapağı açıp makineyi ışığa doğru tutun ve arkasından bakarak ışık görüp görmediğinizi kontrol edin. Az da olsa, bir ışık sızıyorsa eğer o makine ile çektiğiniz bütün fotoğrafların yandığını görürsünüz. Dolayısıyla perdesi bozuk, ışık sızdıran bir makineyi elbette tercih etmemelisiniz.

Bir analog pozometre.

Alacağımız fotoğraf makinesinde dikkat etmemiz gereken özelliklerden biri de pozometrenin kullanışlı olup olmadığıdır. Pozometre, sizin yaptığınız özel ayarları otomatik olarak algılayıp ışığın fazla veya az olduğunu dijital ya da ibreli bir sistemle söyleyebiliyorsa bu sizin fotoğraf çekmenizi hem kolaylaştıracak hem de sizi hızlandıracaktır. Fotoğraf anı yakalamak işiyse, bu söylediğim önemli bir nokta olmalı. Peki otomatik olarak algılamayan makinelerin pozometreleri nasıl çalışıyor? Genellikle bir çark yardımıyla biz makineye asa ve enstantane hızımızı giriyoruz ve o da bize bu durumda gereken diyaframı bir ibre yardımıyla söylüyor. Bu durumda gözümüzü vizörden ayırmak durumunda kalıyoruz ve ekstra bir zaman harcıyoruz. Vizör içinden pozometreyi görebildiğimiz fotoğraf makinelerini tercih etmek bu nedenle daha doğru bir karar olacaktır.

Peki pozometre çalışmıyorsa ya da yoksa! Paniğe kapılmayın, pozometre hariçten de satılan bir gereç olarak karşımıza çıkıyor. Bugün akıllı telefon uygulamaları bile pozometre işlevini görmekte, ne kadar doğru çalıştığı elbette çok tartışmalı. Harici bir pozometre almak veya kullanmak da tabi ki ekstra bir maliyet ve yukarıda bahsettiğim zaman kaybını da göze almak demek oluyor. Yine de özel bir değeri olan ya da gücünüzün yettiği ölçüde alabildiğiniz bir fotoğraf makinesi varsa onu kullanmanın bir yolu olarak bunu da paylaşmak istedim.

Canon A-1

Pozometre ile uğraşmak istemiyorum derseniz, yarı otomatik diyebileceğimiz (enstantane ya da diyafram öncelikli) modellerle birlikte tam otomatik çalışan filmli fotoğraf makineleri de bulabilirsiniz. Elbette fiyatları diğerlerine göre daha yüksek olacaktır. Canon A1 hem enstantanesini hem de diyaframını otomatik çalıştırabilen kuvvetli bir makine olarak buna örnek. Canon AE 1'in diyaftamını otomatiğe alabiliyorsunuz. Minolta X 300'ün enstantanede otomatik seçeneği var. Örnekler çoğaltılabilir, alacağınız veya elinizde bulunan makinenin ismi aratarak bu özelliklerden haberdar olabilirsiniz.

Ek olarak analog fotoğraf makinelerinde bir takım başka özellikler de bulunuyor. Örneğin Canon AE 1'de bulunan ters ışık düğmesi. Bu düğme çekeceğiniz konu ters ışıkta ise ve siz de bu durumu çok istemiyorsanız kullanabileceğiniz bir özellik olarak sunulmuş. Aşağıda kendi deneyimim olan iki örnek fotoğrafı sizinle paylaşıyorum. Farkı gözlemleyip karar vermeyi size bırakalım.

Ters ışık özelliği etkin değil.

Ters ışık özelliği etkin

Sayacı bulunan bir makine alarak kendinizi dostlarınızla birlikte çekmek isterseniz, geri sayım özelliği ile bunu gerçekleştirebilirsiniz. Bu gerçekten bazen oldukça hoş anılar biriktirmenizi sağlıyor. Sayacı başlattıktan sonra kadraja girmek için yaptığınız o küçük koşu tatlı gülümsemelere neden olabiliyor. 🙂

Çift pozlama özelliği kendinde bulunan fotoğraf makineleri de eğer bu özelliği kullanacaksanız sizin için önemli. Bu özelliğin olmadığı fotoğraf makinelerinde çift pozlama yapmak yine mümkün olabiliyor. Ancak hatalı sonuçlar alma ihtimaliniz de artıyor elbette.

Çift pozlama örneği.

Son olarak yeni makine alacaklara tavsiyelerim:

Alacağınız makinenin vizöründen baktığınızda temiz bir alanı gördüğünüzden emin olun. Ufak tefek tozlar önemli değil ama daha büyük toz parçaları ve kir bir süre sonra sizi bu işten soğutabilir.

Alacağınız fotoğraf makinesi ile birlikte verilen lensin diyafram bıçaklarının her değerde, doğru şekilde kısıldığından ve açıldığından emin olun.

Makinenin belirlenen enstantane hızında doğru şekilde çalışıp çalışmadığını göz kararı deneyin. Örneğin 2 saniyeye getirip deklanşöre basın ve perdenin iki saniye açık durup durmadığını denetleyin.

Pozometrenin çalışıp çalışmadığını kesinlikle kontrol edin.

Pil yuvasındaki kapama vidası yalama yapmış veya sıkışmış olabilir, bu sizin için daha sonra bir eziyete dönüşecektir buna dikkat edin.